08 Eylül 2013

Yalnız Ülkem!

Macit CÜNÜNOĞLU
08/09/2013 10:49

 

 
 
96 oy’un yaklaşık üçte birini almak…
Üstelik Madrid’i eleyerek…
Fena sayılmaz, belki 2032’ye olur bu iş…
AKP iktidarının otuzuncu yılında!
Şimdi izleyin curcunayı, derin analizleri…
Epeydir süren antisemitizmden sonra Hristiyan lobilerine veryansın etmek…
Bir de Budizm, Taoizm, Brahmanizm, Şintoizm’e (Japonların dinidir) giydirmek…
Aman da aman, iç politikada öylesine iş yapar ki!
Yerel seçimlere beş ay kalmış…
Seyreyleyin sultanı, seyreyleyin avenesini…

Çünkü dünyanın merkezi biziz, güneşin doğduğu memleketiz.
Üstelik Türk ve Müslümanız.
Sultanımız yeryüzünün yegâne efendisi, demokrasisiz de ülke yönetiriz.
Düşünceyi suç sayar, eli kalem tutanı hapse atarız.
Tek bir özgürlük vardır diyarımızda, hayatı dinsel olarak algılayıp yorumlamak…
Gerisi de zaten hikâye!

Evet, bir Olimpiyat maceramız daha hüsranla sonuçlandı…
Şaşırdım mı?
Asla, çünkü göz var nizam var…
Topraklarımızda yarım milyon Suriyeli var.
Savaşa gidiyoruz savaşa, farkında mısınız?

Sultanımızın savaş çığlıkları Olimpiyat ile taçlansaydı tadından yenmeyecekti…
Ancak yanlış hesap Bağdat’tan döndü…
Hem de öyle bir dönüş ki, tartışmaya mahal bırakmayacak biçimde…
Altmış oy’la gitti Tokya’ya…
İkinci kez, Asya’nın en uç köşesine…
Bir bakmak lâzım, Japonya’da insan hakları ne âlemde?

Ayrıca G-20 zirvesinde de golü yedi sultan…
Bir ABD, o da yarım porsiyon…
Suriye’ye müdahalede yalnız kaldı Türkiye…
Ancak ne gam ne kasavet…
Belediye seçimleri yok mu, peşinden Anayasal değişiklik ve başkanlık…
Bastır Usta bastır…
Gerçeği tersyüz ederek…
Yalanla dolanla gemini yüzdür…
Ta ki karaya vurana kadar!..

Son söz: Tanrım 2032’ye kadar bu topluma sabır…
Ve birazcık da muhalefete akıl ihsan et!

Âmin!

06 Eylül 2013

Barış Denizi

Macit CÜNÜNOĞLU
06/09/2013 21:17

 

 
 
Alın size üç gündem…
Birincisinin mazisi otuz yıllık, PKK meselesi.
Lideri diyor ki, “çekilmiyoruz!”
İkincisi iki yıllık, sultanımızın Suriye seferi…
Birleşmiş Milletler’e rağmen kararlı…
Obama ve O…
Saldıracaklar komşuya!
Üçüncüsü Olimpiyatlar…
Rakibimiz Tokyo ile Madrid…
Ne dersiniz, verirler mi İstanbul’a?

Evet, hayati dertlerimiz sayılacak üç konu…
Meselâ Olimpiyatlar, baldırı çıplak vatandaşın umurunda mı?
Diğer taraftan Suriye ile Esad, işsiz takımını ırgalar mı?
Ya Cemil Bayık’ın kararı…
İşte burada rölans!

Çünkü terör kurbanı otuz yıldır fakir-fukara…
Toprağa düşen kınalı kuzular…
Ağlayan analar, babalar, kardeşler, sevgililer.

Peki, bu ülkenin efendileri olan bitenin farkında mı?
Yoksa yakın tarihte yapılacak yerel seçimler daha mı önemli?..
Veya bu seçim ardılı cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri etkiler mi?
Aslında cevabı belirsiz o kadar çok soru var ki…
Yine de merak etmek lâzım.

Sonuç itibariyle gelirsek sadede…
Barış, insan hakları sultanımıza uzak.
Aynen -dolar hariç- yeşil sevdası gibi…
Ayrıca derdi de değil…
Ve bilinen tek bir hedefi var…
Sahip olduğu yüzde elliyi tekrar avlamak…
Ama din uğruna, ama milliyetçilik aşkına!

Dolayısıyla bunca rezillikten halkımızı kurtarmak istiyorsa muhalefet…
Kırk değil, yüzlerce kez düşünmesi lâzım…
Ki bu ülke lâyık olduğu itibara, huzura kavuşsun…
Kürdüyle, Türkiyle, Arabıyla ve tüm komşularıyla…
Barış denizinde buluşsun.

Aman Dikkat!

“Gezi direnişine” rezillik diyen kafa ile nasıl baş edersiniz?
Üstelik bu kadarla kalsa, “baskın basanındır” zihniyetinden hareketle
makarnacı-kömürcü kitleyi eyleme davet ediyorlar…
Ki savaş çığırtkanlığı sürecinde ülke iyice karışsın ve yüzde ellilik
seçmen dağılmasın, safları sıklaştırsın!

Evet, Eylül ayı geldi çattı ve “Dünya Barış Günü”nden giriş yaptı.
Birileri diyor ki, “tüm hazırlıklar tamam, devrim günleri yakın”…
Gülüp geçilecek tespitler de değil, antidemokratik eylemlerden
sonuç alınacağını uman ciddi odaklar var…
Ve bunların çoğunluğu sol görünümlü tekkeler!
Biraz Atatürk, biraz Bayrak, biraz antiemperyalist söyleme dayalı milliyetçilik…
Müthiş harman, itinayla hazırlanıp servise hazır!

Diğer taraftan da yitip giden canlar, kör olan gözler…
“Feda olsun” diyen kaşarlar memnun, katledenler memnun…
Dolayısıyla bir başkadır benim memleketim.

Ancak camilere çağrı yapan o alçaklar yok mu?
Maraş artıkları, Çorum özlemcileri, Sivas zebanileri…
Utanmadan “ey cemaat-i müslimin” diye haykırıp
“Gezici” gençleri hedef gösteren provokatörler…
İşte o reziller boş durmuyorlar.

İşleri güçleri ayaklanma iddialarıyla sessiz çoğunluğu kışkırtmak.
Daha açıkçası atalarından mirâs kalan cepheciliği yeniden örgütlemek…
Ki karşıdevrimci ateş daha gür yansın, yakıp kül etsin aydınlığı!

Tutar mı?
Elbette tutar, insanlık tarihinde örnekleri yok mu?
Ve Goebbelslerin türü tükenir mi?
Yalandan beslenen kara politikacılar, hükümet uşağı satılık kalemler…
Yeter ki iktidarları sürsün, sürsün nemalar kesilmesin rantlar!

Dönersek başa, Eylül ay’ı ile birlikte zor günler bekliyor memleketi.
Savaş bulutları tepemizde, gemi azıya almış sultanın iradesi…
Esad/Suriye bahane…
Kontrolsüz gelişiyor siyaset…
Yerel seçimler, Anayasa, başkanlık sistemi…
Haydi hayırlısı…
“Bindik alâmete, gidiyoruz kıyamete” derken…
Aman DİKKAT!

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...