Yine bir akşamın içindeyim,
bu kez gözlerim açık.
Işık, sol yanımdan sızıyor dünyaya,
keskin, acımasız,
fazla dürüst.
Uzun zaman karanlığa alışmıştım,
harfler küsmüştü bana,
ekranlar sisliydi.
Şimdi her şey net
ne yazık ki fazla net.
Sol gözle bakınca
çatlaklar büyüyor,
hukuk eğriliyor,
vicdan sertleşiyor.
Görünen şey,
görülmemesi gereken kadar çıplak.
Sağ gözle denedim bir ara,
olmadı.
Meydanlar doldu taştı,
sözler köpük,
gerçekler Silivri yolunda.
Demir kapılar
çiçekleri sevmiyor.
Ben yine yönümü çevirdim,
siyasetin gürültüsünden
bir şehrin kalbine.
Amasya’ya.
Taş duvarlarına yaslanan zaman,
ırmağın aynasında çoğalan sesler,
ilk kez açılan kitaplar,
perdede titreşen filmler.
Bir şehir,
yeniden nefes almaya çalışıyor.
Genç bir başkanın
eli değiyor hayata.
Henüz sıcak koltuk,
henüz temiz niyet.
Dinlerse eğer
bu şehrin eski ayak izlerini,
yollarına taş döşerse
onurdan, sabırdan,
tarihle yürür Amasya.
Bir de musikî…
Ah o unutulmuş nefes.
Giriftzen Asım’ın gölgesi
hâlâ dolaşır bu sokaklarda,
kulak verene.
Kaynak çok,
yeter ki hatırlansın.
Gözüm açıldı artık.
Bu akşamlık bu kadar.
Sol gözümle gördüğümü
kalbimle susturuyorum.
Bir dahaki sefere
Amasya hayâllerinde
buluşmak üzere
akşamınız haysiyetli olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder