16 Mart 2026

178'inci YIL

Bugün öğretmen okullarının
yüz yetmiş sekizinci kuruluş yıldönümü.
Takvimde sıradan bir gün belki,
ama bizim yüreğimizde
koskoca bir hatıra.

Ben Tokat Öğretmen Okulu mezunuyum.
Üç yıl yatılı okudum o sıralarda.
Tokat’tan, Amasya’dan, 
Yozgat’tan gelen
beş yüz elli delikanlıydık.
Gündüzlü arkadaşlarımızı saymazsanız
koca bir memleket
aynı bahçede soluk alırdık.

Devlet baba bizi korudu 
o yıllar.
Yemeğimizi verdi,
giyeceğimizi verdi,
kitabımızı, defterimizi verdi.
Kaloriferli yatakhanelerde
gecenin soğuğuna karşı
uykularımızı ısıttı.
Bir çorbanın buharında
memleket kokusu vardı.
Bir dilim ekmekte
köylünün alın teri.

Yıl sonunda
çalışkan arkadaşlarımızı
deniz kenarlarına götürdüler.
Otobüs camlarından
ilk kez başka şehirleri gördük.
Eh… daha ne olsun.

Meğer devlet sosyalistmiş de
bizim haberimiz yokmuş!
Ama gençlik
ateşten bir rüzgâr gibi.
Düşünmeden koşar bazen
uçurumun kenarına kadar.
Biz de koştuk.
Kavgaların içine düştük.
Boş yere
yüzlerce cana mal olan
fırtınalara kapıldık.
Ve nihayetinde
adam gibi yenildik.
Ama kaybettiğimiz
sadece bir kavga değildi.
Kazandığımız ise
ömür boyu taşıdığımız bir ruhtu.
Mücadele ruhu…
İsyan tutkusu…
İtiraz etme cesareti.

Onurlu bir insan için
büyük bir servettir bunlar.
Öyle banka hesabında durmaz.
Tapusu yoktur.
Ama insanın omurgasını
dimdik tutar.
Bizim yüreğimiz
o yıllarda doldu:
Sevgiyle…
Adaletle…
Eşitlikle…
Özgürlük hayâlleriyle.

Hayatın pusulası
işte o çağlarda çizildi.
Kalan ömrümüz
o rotada yürüdü.
Kimi dinciliğin peşine düştü,
kimi milliyetçiliğin,
kimi mezheplerin dar yollarında
kendi yankısını aradı.

Biz ise
vicdanın sesini dinledik.
Emeğin yanında durduk.
Alın terinin değerini bildik.
İşçiyi, köylüyü, üreten insanı
baş tacı ettik.
Bedel mi?
Elbette bedel ödedik.
Gözyaşı gördük.
Ayrılıklar yaşadık.
Acıların içinden geçtik.
Mahpus damlarına düştük.
İşkenceler çektik.

Ama pişmanlık
hiç uğramadı kapımıza.
Çünkü sınıf aşkı
her şeyden ağır bastı.
Başımız dikti.
Yolumuz açıktı.
Yüreğimizde
memleket kadar büyük bir umut vardı.

İşte o sıralarda
çok güzel öğretmenlerimiz oldu.
Işık gibi insanlar…
Ama aralarında
Gestapo şefi gibi davrananlar da çıktı.
Sistemin sopasını taşıyanlar…
Öğrenciyi ezmekten
sadistçe zevk alanlar…
Ne var ki
zaman onların gölgesini de
hatıraların arasına kattı.

Ve bugün
geriye dönüp baktığımda
bütün o günleri
sevgiyle anıyorum.
Çünkü o sınıflarda
yalnızca ders görmedik biz.
Hayatı öğrendik.
O sıralarda
yalnızca kitap okumadık.
İnsanı öğrendik.
Rahle-i tedristen geçerken
bir meslekten çok
bir vicdan kazandık.

İyi ki o okulda okumuşum.
İyi ki o avluda yürümüşüm.
İyi ki o sıralarda
gençliğimi bırakmışım.
Ne mutlu bana.
Ve bugün
yılların ardından
bir kez daha söylüyorum:
Öğretmen okullarının
178. kuruluş yıldönümü
kutlu olsun.
Hatırası
memleket kadar büyük,
emeği gelecek kadar değerli.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...