23 Mart 2026

AMASYA'DA BİR ŞARKI

Sıkıntılı bir gün yaşadım,
insanın içi karardı ya, 
hani öyle…
Zaten aydınlığa hasretiz,
bir de gökyüzü yüzünü çevirince
dünya daralıyor insanın omzuna.
Ama heybede yine aynı şeyler:
biraz müzik,
biraz edebiyat…
İnsanı ayakta tutan
o görünmez direkler.
Ve bir kuple düşüyor içime:
Amasya…

Yeşilırmak kıyısında
zamana direnen evler gibi,
sessiz ama vakur.
Kayalara oyulmuş sabır gibi
bekliyor şehir,
bizden daha az konuşup
bizden daha çok şey anlatıyor.

Ömür dediğin
katlanarak akıyor zaten,
biraz eksilerek,
biraz alışarak.
Şükür diyorum yine de
bir sevda var içimde,
fotoğraf gibi;
ne siliniyor ne soluyor.
Un var, şeker var, yağ var,
ama helva yok.

Çünkü mesele mutfak değil,
niyetin ateşi sönük.
Açlık sıradanlaşmış,
işsizlik alışkanlık olmuş,
umut ise taksit taksit bölünmüş geleceğe.

Ve hâlâ birileri
yüksek yerlerden konuşuyor:
“şükredin.”
Sarayın gölgesi uzun,
insanın boyu kısa kalıyor altında.
Geçmişle bugünü kavga ettirip
hakikati unutturuyorlar,
oysa biz
aynı hikâyenin içinde
farklı sayfalarda yoruluyoruz.
Ne öfkeye gerek var şimdi,
ne de kırıp dökmeye…
Yaş dediğin öğretiyor insana.

Susmanın da bir dili var.
En iyisi yine
iki duble eşliğinde
bir şarkıya sığınmak:
Kimseye Etmem Şikâyet
usul usul çalıyor içimde…
Ve ben,
Amasya’nın sabrını ödünç alıp
kendi içime dönüyorum:
“Kimseye etmem şikâyet,
baktıkça mücrim gibi istikbâlime…”

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...