19 Mart 2026

AŞKA DAİR

İstanbul’a vardım,
yorgun bir kalbin eşiğinde…
Şehrin kalabalığı değil aklımda,
bir tek kelime çınlıyor içimde:
Aşk.

“Bu yaşta mı?” diyorlar,
gülümseyip geçiyorum…
Aşkın takvimi yoktur çünkü,
ne kırışık sayar yüzde
ne bastona bakar yürürken.

Bir kere girmişse içeri,
o kiracı değil artık,
evin sahibidir.
Ne kovulur,
ne unutulur.
Bazen bir şiir olur,
usulca dökülür dudaklardan,
bazen bir türkü,
gecenin en koyu yerinde yankılanır.

Evet,
sol memenin altındaki cevahir
eskisi gibi harlı yanmaz belki…
Ayaklar nazlanır,
yollar uzar,
gölgeler bir yoldaş olur.

Ama şu başın içindeki
milyarlarca kıvrım var ya,
hâlâ bir yangın yeri…
Bir mavi göz görsem,
dalıp giderim denizlerin dibine.
Bir yeşil göz değse aklıma,
kaybolurum ormanların en vahşisinde.
Zeytin gözlü mü dediniz?
Uzanırım toprağa,
sarılırım ağaçlara,
aşkla direnirim dünyaya.

Bir de Amasya düşer aklıma...
Yeşilırmak kıyısında ağır ağır 
akan zaman,
kaya mezarlarının gölgesinde saklı sevdalar…
Misket kokulu bir akşamüstü,
kalbim yine genç bir delikanlı 
gibi çarpar, ve ben
tarihin içinden geçerken bile
aşkı aramaktan vazgeçmem.

Ben bu yaşımla
hâlâ sevdayı hecelerim
bir papağan inadıyla,
bir çocuk saflığıyla.
Çünkü hayat dediğin,
aşksız eksik bir cümle.

Küsüp köşeye çekilmek mi?
Yok, ben orada yokum.
Bu dünyanın gürültüsüne inat,
bir kelimeyi büyütüyorum içimde:
Aşk.
Dağa taşa yazıyorum,
belki biri okur diye…
Belki bir yürek duyar diye…
Duyduk, duymadık demeyin
Ben hâlâ buradayım,
ve hâlâ
aşkı arıyorum.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...