10 Mart 2026

GAMZEDEYİM...

Bir şarkı düştü geceye,
ince bir sızı gibi…
Uzak bir masada
kadehler konuşuyor sessizce.

Müzeyyen’in sesi
eski bir yaranın üstüne konar;
“Gamzedeyim…” der,
ben sustukça çoğalır içimde.
Bir yerde Tatyos Efendi
toprağın serinliğinde uyur şimdi.

Besteleri göğe yükselir hâlâ,
ama kendisi
yoksul bir akşam gibi göçüp gitmiş dünyadan.
Her yıl uğrarım mezarına,
iki dost gibi konuşuruz.
Ben anlatırım dünyanın ağırlığını,
o susar…
suskunluk bazen en doğru cevaptır.

Samatya’dan Ermeni bir dost çıkar karşıma
uzak memleketlerde
İsviçre’nin soğuk sokaklarında bile
kalbini İstanbul’a bağlamış.
“Ben bu toprağın insanıyım,” der.
Ben ise
biraz yorgun, biraz kırgın
ufuklara bakarım.

Dünya kalabalık,
meydanlar gürültülü,
insanlar birbirine uzak…
ve umut dediğimiz şey
bazen ince bir tel gibi kopuverir.

Bu yüzden
adımı koydum kendime:
Gam-zedeyim.
Gam bana doğuştan düşmüş,
deva aramam artık.
Bir şarkı yeter bazen,
bir kadeh,
bir dost sesi…
Ve gece…
Uzun, ağır bir gece
uşşak makamında,
yavaş yavaş yürür içimden.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...