01 Mart 2026

SUYUN GÖZYAŞLARI

Bu şehirde
su yalnızca su değildir;
hafızadır,
çocukluğun diz kapağındaki yara izidir,
bir annenin “dikkat et, düşersin” diyen sesidir.

Amasya…
Bir vadinin kalbine emanet edilmiş
sessiz bir dua gibi durur.
Dağlar,
ırmağın rotasını bozmasın diye
omuz omuza vermiş nöbet tutar.

Ve Amasya
sanki her sabah
Yeşilırmak’ın yüzünü yıkamasıyla uyanır.
Irmak ağır ağır konuşur,
acele sevmez.

Bağların arasından süzülürken
zerdali dallarına dokunur,
incir yapraklarının altına serinlik bırakır.

Bir zamanlar
çıplak ayakla girilen sular vardır,
şimdi hatıralarda üşür.
Çocuktum,
bir sal yapardım hayalimden,
üstüne cesaretimi koyar
akıntıya bırakırdım kendimi.
Western filmlerinden kalma bir heves,
biraz da yoksul ama özgür bir çocukluk.
Irmak hep kazanırdı,
ben hep yenilmeyi severdim.

Pembe teyzenin bağına giderdik bazen,
toprak cömertti,
meyve konuşurdu.
Zerdalinin tadı
hiçbir şehre taşınamadı.
Şimdi oralarda
betonun dili var,
soğuk ve küstah.
Irmak akıyor hâlâ,
aynı ırmak mı, bilinmez.
Söğüt dallarını arar gibi
yalayıp geçiyor kıyıları.
Kentsel dönüşüm diyorlar buna,
ben dönüşen bir şey göremiyorum,
sadece eksilen hayat.

Bir de Tersakan var,
adı gibi inatçı.
Denize sırtını dönmüş,
Ladik’ten çıkıp
Havza’yı, Suluova’yı aşarak
inadına gelir buraya.
Sanki der ki:
“Ben de buradayım,
ters olsam da suyum.”
Ziyere yakın
büyük buluşma gerçekleşir.
İki su kucaklaşır,
biri şefkatli,
öteki huysuz.
Birlikte
daha büyük bir kaderin
altına imza atarlar.

Bu coğrafyayı çizen
büyük bir ustaydı mutlaka.
Bulursam ellerinden öpmek isterim,
ama izini kaybettim.
Belki de çoktan
bizden umudunu kesti.
Sorarsam bir gün:
“Bu cömertlik neden?”
Cevap vermezse
haklıdır.

Eski Amasya…
Sanki takvimler orada durdu.
Güzellikler
milattan önceye kaçtı.
İyi ki vaktiyle ayrıldım,
yufka yüreğim
bu tahribata dayanamazdı.
İstanbul da yaralı,
ama büyük.
Saklanacak limanı çok.

Ben memlekete gelince
ilk iş
kapağı Ebemü’ye atarım.
İki tek eşliğinde
çocukluğumla konuşurum.
Kadehin dibinde
bir ırmak dolaşır,
adı konmamış bir hüzünle.
Suyun gözyaşlarıdır bu,
akarken kimseye görünmeyen.
Ve ben bilirim:
Bir şehir
en çok suyunu kaybedince ağlar.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...