17 Mart 2026

HABERİN VAR MI KÖR DUVAR?

Hayat dediğin nedir ki,
bir avuç zamanın elimizden 
akışı mı,
yoksa suskun bir aynada çoğalan yüzler mi?
Aklım, Bertrand Russell’in cümlesine takılı:
“Tek kitaplı insandan kork…”

Ben ise bin parçaya bölünmüş bir kütüphaneyim,
her rafımda başka bir yalnızlık.
Tarihin tozunu üflerken
Halil İnalcık geçiyor içimden,
sanki zaman bir imparatorluk gibi çöküyor omuzlarıma,
ve ben, kendi içimde fethedemediğim bir şehir kalıyorum.

Geceleri büyür yalnızlık,
Gabriel García Márquez’in rüzgârında savrulurken,
yağmur, sarı bir kelebeğe dönüşür bazen,
bazen de hatıralar, isimsiz bir kasabada kaybolur.
Ben o kasabayım işte
haritada yok, kalpte yarım.

Kitaplar…
Ah o kitaplar!
Bir yangından kurtardığım çocuklar gibi sarılıyorum sayfalara.
Sonra Adnan Binyazar fısıldıyor:
“Yazılışı tehlike yaratacak bir hayat…”
Ve ben anlıyorum,
bazı hayatlar okunmaz, yaşanır;
bazılarıysa yaşanmaz, yazılır.

Memleket…
Adını koymaya çekindiğim bir sızı.
Sokaklarında afişler yırtık,
dillerinde hakikat eksik.
Siyaset, karanlık bir kuyudan su çekiyor
her damlası biraz daha kirli,
her söz biraz daha ağır.

Vicdan mı?
Eski bir sözlükte unutulmuş kelime.
Gülmeyi unuttuk biz,
mizahı toprağa gömdük.
Komşudan yankılanan  haykırışlar,
bir çağın değil, bir isyanın sesi gibi.

Rüzgâr kıbleden esiyor belki
ama yönünü kaybetmiş pusulalarla yürüyoruz.
İlkbahar indi ülkenin üzerine
öyle bir iniş ki bu,
çiçek değil, umut dökülüyor dallardan.
Kadınlar, çocuklar, işçiler…
toprak, en çok onları seviyor artık.
Her gün biraz daha kalabalık mezarlıklar,
her gün biraz daha eksik bir hayat.

İnsanlık “off” olmuş,
acı modunda bekliyor.
Kapitalizm, kravatını düzeltip gülümsüyor.
Paranın tanrısı yok,
ama kulları çok.
Ve biz…
karanlığın içinden geçerken birbirimize çarpıyoruz,
kimse kimseyi tanımıyor artık.

Gökyüzünde melekler dizilmiş belki,
ama yüzlerindeki tebessüm
biraz acı, biraz yorgun.
Şimdi soruyorum
taştan, betondan, suskunluktan örülmüş sana:
Ey kör duvar!
Zamanın yükünü sırtlamış sağır tanık!
İçimde kopan bu gürültüyü duyuyor musun?
Yoksa sen de mi alıştın
insanın yavaş yavaş yok oluşuna?
Söyle…
Haberin var mı kör duvar?

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...