23 Mart 2026

BAYRAM DEDİĞİN

Bayram dediğin
takvimde kırmızı bir gün değildir sadece,
insanın insana yeniden inanmasıdır.

Ama biz…
uzun zamandır inanmıyoruz.
Kapılar kapalı,
kalpler kilitli,
sofralar dolu ama eksik bir şey var:
birbirimize dokunamıyoruz artık.

Çocuklar büyüdü,
şekerler unutuldu,
eller öpülmeden geçen yıllar
birikti içimizde tortu tortu.
“nerede o eski bayramlar?” diyoruz.
Oysa eski olan bayram değil,
biziz…
Eksilen, uzaklaşan,
kendine yabancılaşan biz.

Bir zamanlar
bir lokmayı bölüşen,
bir acıyı birlikte taşıyan insanlardık.
Şimdi
aynı sokakta yürüyüp
birbirine selam vermeyen gölgeleriz.

Adını ne koyarsan koy:
siyaset, para, kimlik, korku…
Hepsi birer duvar oldu aramızda.
Ve biz
o duvarları yıkmak yerine
üzerine bayram mesajları astık.
İki kelimeyle geçiştirdik sevgiyi:
“İyi bayramlar.”
Oysa bayram
iki kelime değil,
iki kalbin çarpışmasıdır.

Bir sarılma kadar gerçek,
bir gözyaşı kadar ağır,
bir kahkaha kadar özgür olmalı.
Şimdi sor kendine:
en son ne zaman içten güldün bir bayram sabahı?
En son kime sarıldın
hiçbir şeyi umursamadan?
Cevap susuyorsa
bil ki bayram da susmuştur.

Ama hâlâ geç değil...
Bir kapı çal,
bir el tut,
bir kırgınlığı göm toprağa.
Çünkü bayram
beklenen değil,
yapılandır.
Ve eğer bir gün
yeniden insan olmayı başarabilirsek
işte o gün
takvimler değil,
yürekler bayram eder.
BARIŞLA…
SEVGİYLE…
İNSAN KALARAK.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...