08 Mart 2026

8 MART

Benim kuşağımdan çoğu insanın annesi
biraz ekmek, biraz sabır,
biraz da acı ile yoğrulmuş
sessiz bir emekçidir.

Anam…
1912 doğumlu.
Saçlarında Selanik rüzgârı,
yüreğinde Balkan yollarının hatırası.
İki padişahın zamanını görmüş,
Cumhuriyet’in ilk sabahına uyanmış.
Ve bir kasım günü
1938’in ağır sessizliğinde
Atatürk’ün ardından
gözleri dolmuş.

Hayat
ona bazen dar, bazen geniş kapılar açmış.
Ama o
her kapıdan sabırla geçmiş.

Sonra Amasya…
Hayatın yavaşladığı,
insanın birbirine daha çok benzediği yıllar.
İşte o günlerde
anam bir yiyeceğin adını değiştirdi:
Pişiye
“cankurtaran” dedi.

Çünkü evde ekmek azsa
umut kızgın yağda kabarırdı.
Bir tencerenin içinde
üç çocuğun yarını kızarırdı.
Bazen komşulara gider,
bir işin ucundan tutardı.
Dostlukların sıcaklığı
yorgunluğunu hafifletirdi.

Hatırlıyorum
küçük bir asker maaşını 
büyük bir bereket gibi beklediğimiz günleri.
Anam çoğu zaman
kendi payını küçültür,
bizim tabağımıza büyütürdü.

Anneler böyledir.
Onlar
evin içindeki sessiz kuvvettir.
Bir zamanlar
Şevket Bey’in cevizhanesinde işçi olarak çalışmış anam.
Sonra sinema oldu o yer.

Perdede başka hayatlar akarken
bizim hayatımız
mutfakta, sokakta, evde
sakin bir film gibi sürüp gitti.

Güzel kadındı anam.
Ama güzelliğini
aynaya değil
çocuklarının yüzüne bıraktı.
Şimdi
8 Mart,
düşünüyorum:
Dünyanın dört yanında
ekmek için çalışan
nice kadın var.
Sessiz, sabırlı,
ama dimdik.

Biliyorum ki
onların her birinde
annemden bir parça var.
Ve ben hâlâ
pişi kokusunu duyunca anlarım:
Bazı anneler
mutfağında yalnız hamur kızartmaz
bir evin sıcaklığını,
bir ailenin yarınını
sevgiyle büyütür.

Bu yüzden
8 Mart’ı düşünürken
önce annemi hatırlarım.
Ve onun şahsında
bütün emekçi kadınları.
Bir kez daha 8 Mart kutlu olsun;
dünyanın bütün çalışkan, sabırlı, emekçi güzel kadınlarına. 

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...