Bir gün yolum düşse
Amasya’ya...
Hiçbir bahaneye sığınmadan,
sadece özlediğim için…
Dağlar yine yerli yerinde durur mu,
ortadan usulca geçer mi
Yeşilırmak?
Suya baksam,
Kendimi görür müyüm
eskisi gibi?
Bir kale vardır, bilirsin,
yüksekten bakar zamana;
bir de Çakallar Tepesi,
rüzgârı bile davetkâr…
Bağlar hâlâ nefes alır mı
Ziyere’de, Yenice’de?
Bir dal kiraz uzansa bana,
çocukluğum tutar mı elimden?
Irmak boyu yürürüm
uzun uzun,
sözsüz bir sohbet gibi…
tarihî evler susar,
ben içimden konuşurum.
Bir semaver kaynar bir köşede,
çayın buğusu karışır hatıralara;
bir yudum alırım,
geçmişten bugüne ince bir köprü kurulur.
Akşam olur…
Bir balkon, biraz rüzgâr,
ve suyun içinden gelen
eski bir türkü gibi şehir.
Bilirim,
bazı yerler sadece şehir değildir;
insan orada
kendine rastlar ansızın.
Ve ben,
ne zaman içim daralsa
yolumu sana çeviririm.
Adım atmasam bile
kalbim çoktan varmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder