14 Mart 2026

İTİRAZ İLE EYVALLAH

Gece yarısı bitti film,
ekran karardı
ama içimdeki hikâye bitmedi.
Bir çocuk yürüyordu İstanbul’un sokaklarında,
omzunda çöp torbası,
gözlerinde koca bir dünya.

Ben koltuğumda oturmuş,
elime mendili almış
o çocuğun kaderine bakıyordum.
İnsan bazen bir film izler
ama aslında
kendi hayatını görür perde arkasında.

Bir şarkı başladı sonra…
kırık bir kalbin içinden çıkan bir ses gibi.
“İtirazım var bu zalim kadere…”
İşte o an
yılların kapısı gıcırdayarak açıldı.

Birden
gençliğimin sokakları doldu odaya.
Yürüyüşler…
bildiriler…
hararetli tartışmalar…
sigara dumanı ve büyük laflar.

Dünyayı değiştirecektik.
O kadar emindik ki…
Sanki tarih bizim cebimizdeydi.
Yüzlerce dost edindik,
kardeş bildiklerimiz oldu,
yoldaş dediklerimiz oldu.

Bir örgütün kapısından girdik sonra.
Ve farkında olmadan
aklımızı askıya aldık.
Önderlerimiz vardı.
Onlar her şeyi bizden iyi bilirdi.
Biz sadece inanırdık.
İnanmak kolaydır gençken…
Çünkü dünya henüz
insanın kalbini kırmayı öğrenmemiştir.

Sonra yıllar geçti.
Kavgalar büyüdü.
Sokaklar sertleşti.
Geceler uzadı.
İşkencelerden geçtik.
Mahpus damları gördük.
Demir kapıların kapanışını duyduk.

Ama yine de şikâyet etmedik.
Çünkü davamız kutsaldı.
İnancımız kusursuzdu.
Marx bizim tanrımızdı,
Lenin peygamber katında bir isimdi sanki.
Böyle yaşadık yıllarca.
Sonra zaman geçti…
"Zaman", her şeyi değiştiren o sabırlı öğretmen.

Arkadaşlar dağıldı,
yollar ayrıldı,
sloganlar yavaş yavaş
hatıralara dönüştü.
Ve bir gün,
hiç fark etmeden
başka bir yerde buldum kendimi.
Bir masada…
Masada bir şişe şarap,
yanında bol miktarda gönül yarası.

Hayatın öğretmediği ders kalmamış gibiydi artık.
Ve bir gün biri sorsa bana:
“Ne oldun bunca yıldan sonra?”
Gülümserim.
“Vallahi,” derim,
“Müslüm babacı oldum.”
Kaderle kavga etmeyi bırakanların,
ama yine de ona boyun eğmeyenlerin tarafında.
Şarkılarla konuşanların…
gecenin bir vakti
kendi kalbine itiraz edenlerin tarafında.

Bugün geldiğim yerden memnunum aslında.
Geçmişime küskün değilim.
Çünkü o yıllar olmasaydı
bugünün ben’i de olmazdı.
Her yara biraz öğretir insana.
Her kayıp biraz olgunlaştırır.
Yine de bazen
gecenin bir saatinde
o eski şarkıyı açarım.
Ve kadehimi kaldırıp
hem geçmişe
hem geleceğe
aynı anda selâm gönderirim.
Bir yudum içerim,
sonra usulca mırıldanırım:
İtirazım var…
Ama eyvallahı da var.


Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

YAŞASIN SANAT

Ülke ağır bir sisin içinde, sokaklar yorgun, kelimeler küskün. Gelecek denilen şey takvim yapraklarına sıkışmış gibi. Sandık kurulur, umut k...