30 Aralık 2025

VAR MI İTİRAZI OLAN?



Güne başlarken Google üzerinden güncel haberlere göz atarım. 
Sonra da ''Tarihte Bugün'' sitesini muhakkak ziyaret ederim, alışkanlık işte.
Bu sabah da bir baktım, ki tam da yazmak istediğim konuyla ilgili bilgiler var.
Tarih: 30 Kasım 1950.
Yani yetmiş beş yıl öncesine ait.
Demokrat Parti iş başında, çiçeği burnunda yedi aylık hükümet.
İlk icraatlarından biri de Kore Savaşı'na asker göndermek.
''Kore nire?'' demeyin, burnumuzun dibi, hatta komşu bile sayılabiliriz((!)
Karayolu ile tamı tamına 8124 kilometre, uçakla 800 km/s hızla uçulduğunda 10 saat 9 dakika.
Deniz yolunu yazmıyorum bile, en az 2,5-3 ay.
Hakikaten yakınmış(!)
Neyse, geçelim sözünü edeceğim asıl mevzuya.
Efendim bundan 75 yıl önce, Ankara'da bir mahkeme kuruluyor, Aralık ayının otuzunda.
İddia makamı iddianameyi kürsüde okuyor:
''Kalkın ayağa vatan hainleri, suçlusunuz!''
Haydaaa; uslûp ne kadar da tanıdık geliyor!
Ve devam ediyor: ''Siz nasıl olur da savaşa karşı çıkıp barış istersiniz?''
Demek ki aradan üç çeyrek yüzyıl geçti, canım ülkemde hiç bir değişiklik yok, hep aynı terane, hep aynı dûstur...
Sanık sandalyesinde oturanlar ''Türkiye Barışseverler Cemiyeti'' yöneticilerinden 
Behice Boran, Adnan Cemgil, Osman Fuat Toprakoğlu, Muvakkar Güran, Vahdettin Barut, Nevzad Cemal Özmeriç...
Duruşmalar, itirazlar derken verilen cezaya gelince:
Askerî Ceza Kanunu'nun 58. maddesine dayanarak ve Türk Ceza Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca 15 yıl hapislik.
Ancak 'suç'un sulh zamanında işlendiği gerekçesiyle cezalar 3 yıl 9 aya indirilmesine...
Falan filân...
Bu arada Kore'ye asker gönderimine; mecliste görüşülmeden sadece hükümet tarafından karar verilmiş olmasına CHP usûl yönünden itiraz etmişse de, ardından gelen NATO'ya katılma kararı (16 Şubat 1952) muhalefetteki CHP'nin de desteğiyle oy birliğiyle alınmıştır!
İyi mi?
Ulan CHP, senin yatacak yerin yok da, hadi neyse...

Şimdi gelelim günümüze, uzağa gitmeye gerek yok, daha dün ne oldu?
Sarayın gölgesinde yetişen itler, 'bizim mahlûklar' diye sevilip serpildi...
Fırsatını yakaladılar mı hepsi eli silahlı 'karabaş' oldu...
Sarıklı sakallı şalvarlı modeller...
Kendisi gibi düşünmeyeni yok sayan, kanlı silahının hedefinde daima aydınlık bir can olan, yeri geldi mi demir kafeslerde kadın çoluk çocuk demeden yakan zihniyet...
Adı ne olursa olsun: İŞİD, DEAŞ, TALİBAN, İHVAN, BOKU HARAM, HAMAS, EL KAİDE  HİZBULLAH ve TAHRÎRİ'Ş ŞAM...
Ortak paydaları: İslâm...
Bu nasıl din arkadaş?
Bak bize, barış diye diye 75 yıl önce mahkemelerde yargılanmaya başlamışız...
Aynı kader bugün de sürmekte.
Galata Köprüsü veliaht prens Bilal oğlanın hizmetinde...
Ama Taksim'de bir BARIŞ türküsü söyle...
Silivri'nin zindanları jet hızıyla emrimize amade...
Üstelik tek kişilik hücrede.
Ayrıca yaşa başa da bakmazlar...
Çünkü burası TÜRKİYE...
Hak hukukun, insan haklarının ifade özgürlüğünün yasaklandığı ülke!
Var mı itirazı olan?

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...