28 Aralık 2025

AŞK ARIYORUM

 İstanbul'a kavuşmanın keyfini yaşıyorum. 
Tabii aklıma ilk gelen ''aşk''.
Haklı olarak diyeceksiniz ki bu yaşta ''aşk'' olur  mu? 
Elbette olur, hemi de bal gibi olur. 
Üstelik aşkı yaşamayan onun sihirli dünyasından ne anlar. 
Ayrıca aşkın yaşla ilgisi yoktur, o bir histir, duygudur.
İnsanı derinden sarsar, tüm benliğini kaplar. 
Bedeninde, ruhunda yaşar.
Bazen şiir olur, bazen türkü...
Yüreğinin ateşine yaslanarak dökülür dudaklarınızdan.
Oysa yaşlılığın dayattığı zorluklar vardır.
Sol memenin altındaki cevahir sönmeye yüz tutmuştur...
Ayaklar bir yerden bir yere giderken nazlıdır...
Hatta yoldaş olarak elinin altında baston
bile arzulayabilirsin...
Lâkin gövdenin en üstünde bulunan küremsi akıl küpü yok mu?
İçinde milyarlarca kıvrım, acıyı da hazzı da bünyesinde barındıran müthiş bir organ.
Vakti zamanında ''aşk' bir yolunu bulup vize aldıysa ve en kıymetli köşeye yerleşmişse ne yapsanız kovamazsınız.
Artık en değerli kiracınız olmuştur, yaşlanan organizmaların biricik dostu.
Yaşam sevinci aşılar, yeri geldi mi rüyalarınızı süsler.
O nedenle aşk deyip geçmeyin, 76 yaşındayım.
Nerde bir mavi göz görsem dalar giderim denizlerin derinliklerine...
Yeşil gözlerle dost olursam eğer öncelikle feleğim şaşar, en vahşi ormanlara sığınırım...
Tropikal kuşların dünyasına, papağanlar gibi sürekli aşkı hecelerim.
Elbette zeytin gözlüye de yer var gönlümde.
O zaman da uzanırım Akbelen'e...
Sarılırım zeytin ağaçlarına, kavgacı yüreğimi ortaya koyarım, soyguncu talancı madencilerle mücadele ederim aşk ile.

İşte hayat, işte aşk.
Yeter ki hisset, talep et.
Dünyaya küsüp köşende oturma.
İnan ki kimsenin umurunda olmaz.
Haykır evrene göğsünü gere gere.
Aşk iste, sevda iste.
Ama mutlaka iste, hatta benim gibi yazıya dök.
Merak etme sesini duyan olur...
Gözlerindeki ışıltıyı gören olur.
Yoksa bu gezegende yaşamak zor, bilhassa ülkemizde.
Suratsız bir toplum, berbat bir piyasa ekonomisi, rejimi yönetenler bar fedaisi...
Dört bir tarafı eşkiya harami kaplamış...
Uyuşturcu baronlarının saltanatı hüküm sürüyor...
Gel de etkilenme, bir kuple gülümsemeye hasret kal.
Ben yokum, en azından çirkinliklerin girdabında boğulmaya hazır değilim...
O nedenle de aşk arıyorum, dağa taşa yazıyorum...
İnsanca yaşamak için...
Duyduk duymadık demeyin.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

TARİHİN İZİNDEN

Amasya’nın topolojisi haritayla açıklanmaz; belge ister, hafıza ister, bir de susmayı bilen bir dil. Yeşilırmak, kentin omurgasıdır. Rastgel...