23 Ağustos 2026

İNADINA YAŞAMAK

Bugün varız,
yarın bir avuç sessizlik…
Adımız,
bir taşın gölgesinde unutulmuş
ince bir çizgi belki.

Tarih,
nice kibirli adamı
birkaç satıra sığdırıp
sayfaların arasına gömdü.
Tahtlar devrildi,
heykeller kırıldı,
büyük laflar sustu.

Geriye
birkaç tarih,
birkaç isim,
bir de kimsenin hatırlamadığı
eski bir fotoğraf kaldı.

Öyleyse
neden bu kadar ciddiye alalım kendimizi?
Bırak dünya dönsün
kendi gürültüsünün içinde.
Bırak makamlar, unvanlar,
hesaplar, hırslar
birbirini kovalasın.

Gerekirse
bir duvar dibi bulur,
hayatın en ciddi işini
en sıradan hâlimizle görürüz.
Sonra da
başımızı kaldırıp
bütün tantanaya karşı
küçücük bir kahkaha bırakırız dünyaya.

Çünkü hayat
bazen en büyük dersini
en küçük ayrıntıda verir.
Bir dilim ekmekte,
akşamüstü serinliğinde,
dostun omzuna konan elde,
uzaktan gelen bir çocuk sesinde…

Ya da
kimsenin bilmediği bir anda
kendimize gülüşümüzde.
Belki de
en büyük özgürlük budur:
Kendini fazla önemsememek,
kendi kusuruna gülebilmek,
yenildiğinde yeniden kalkmak,
hayatı bütün yaralarıyla sevebilmek…

Ve ölümü bilmek.
Ölümün
kapının bir yerinde beklediğini
bile bile
masaya bir sandalye daha çekmek,
bir kadeh değilse bile
bir bardak su kaldırmak hayata.
“Daha bitmedi,” demek.

Çünkü biliyorum artık;
ömür dediğin
uzun bir yol değil,
birkaç güzel anın
yan yana gelmesidir.

Bugün varız.
Yarın belki
bir rüzgâr geçecek üzerimizden
ve adımızı da alıp götürecek.
Varsın götürsün.
Ben bu dünyadan geçerken
birkaç güzel söz,
birkaç dostluk,
birkaç kahkaha
ve mümkünse
biraz da sevgi bırakacağım geride.

Gerisi
tarihin işi.
Ben mi?
Ben,
ölümü bilip
hayata göz kırpacağım.
Dünya bütün ciddiyetiyle
üzerimize gelirken
ben ona
inatla gülümseyeceğim.

Çünkü ben
kendimi değil,
hayatı ciddiye alıyorum.
Ve hâlâ,
inadına yaşıyorum.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...