29 Ağustos 2026

AMASYA BELEDİYE BAŞKANI MEHMET SARI’YA AÇIK MEKTUP

Bu sayfada paylaştığım 
22 Nisan 2022 tarihli yazım.
"Dün neredeydiniz?" diye soru yönelten sayfa dostlarımıza ithaf olunur.
Demek ki testi kırılmadan uyarımızı yapmışız.
Ayrıca sayın Sarı ile telefon görüşmesi yaptım, Başkan Park için söz verdi, bilindiği gibi sonuç maalesef hüsran ol
*
Sayın Başkan,
Üç yıldır belediye hizmetlerinin başındasınız.
İnanıyorum ki can-ı gönülden çalışıyor,
Amasya’ya bir şeyler katabilmenin
heyecanını yüreğinizde taşıyorsunuz.

Ancak gelin görün ki
henüz adınızla özdeşleşecek,
ardınızdan “Bunu Mehmet Sarı yaptı” dedirtecek
büyük bir esere imza atmadınız.

Oysa belediyenin rutin hizmetlerini eksiksiz yapmak
zaten bu görevin asli sorumluluğudur.
Kolaylıklar diliyorum.

Benim derdim başka Sayın Başkan…
Amasya’ya öyle bir eser kazandırın ki,
sadece bugün yaşayanlar değil,
yarının Amasyalıları da sizi
sevgiyle, saygıyla, minnetle ansın.

Bir şehrin yöneticisi gelip geçer;
ama şehre bıraktığı güzel eser
yüzyıllarca kalır.

Mesela…
Eski belediye binasını bir “Fotoğraf Müzesi”ne dönüştürün.
İstanbul’da bunun çok güzel bir örneği var.
Fatih Belediyesi, Kadırga’daki eski bir köşkü restore ederek
ülkemizin ilk ve tek fotoğraf müzesine dönüştürdü.

Amasya’da neden ikincisi olmasın?
Hem bu şehir fotoğraf için biçilmiş kaftandır.
Kralların kayalara bıraktığı izlerden
Osmanlı konaklarına,
Yeşilırmak’ın doğaya düşen siluetinden,
Harşena’nın zamana meydan okuyan yüzüne,
Yalıboyu’nun ahşap evlerinden
daracık sokaklarda saklı çocukluklara kadar…

Amasya zaten başlı başına
kocaman bir fotoğraf albümüdür.
Yeter ki o albümün kapağını açalım.
Üstelik her 12 Haziran’da,
Amasya temalı ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmaları düzenlenirse,
müze yalnızca bir bina olarak kalmaz;
her yıl yeniden nefes alan
bir kültür merkezine dönüşür.

Fotoğraflar gelir,
fotoğrafçılar gelir,
gençler gelir,
sanat gelir…
Ve Amasya’nın adı
bir kez daha ülkenin dört bir yanında duyulur.

İkinci önerim ise
şehrin doğal hafızası olan Belediye Parkı ile ilgili.
Lütfen bu güzel alanı
sağa sola peşkeş çekmekten vazgeçin.
Hatta daha da ileri gidin.
12 Eylül rejiminin Amasya’dan gasp ettiği Orduevi’ni,
Özal döneminin çirkin mirası Türban Oteli’ni de yıkın;
Kuş Köprü’ye kadar uzanan
devasa bir kent parkı yaratın.

Çünkü çağımızda peyzaj mimarlığı
artık bambaşka ufuklara ulaştı.
Şehrin kalbine beton değil,
nefes koymak mümkün.
Ağaçlar, çiçekler, yürüyüş yolları,
su sesleri, kuşların konacağı dallar,
çocukların koşacağı çimenler…
Ve bütün bunların ortasında
Yeşilırmak’ın sesini dinleyen
kocaman bir yeşil dünya…

Neden Amasya’nın da
bir Gülhane Parkı olmasın?
Böyle bir projeyi
işin erbabı peyzaj mimarlarına teslim edin.
Öyle bir park yapın ki
bugünün değil,
yüzyıl sonrasının Amasyalıları da
orada yürürken sizi ansın.
“Bu parkı yapan başkanın
Amasya’ya büyük bir iyiliği dokundu” desin.

İşte o zaman
adınız yalnızca belediye kayıtlarında değil,
şehrin hafızasında yaşar.
İsterseniz parka adınızı bile verin.
Yeter ki cesaretle “he” deyin.
Çünkü bazen bir şehrin kaderini değiştirmek
bir imzaya,
bir kararlılığa,
biraz da cesarete bakar.

Mütevazı maruzatım bundan ibaret Sayın Başkan.
Umarım dikkate alırsınız.
Bir de naçizane şunu söylemek isterim:
Hilton Oteller Grubu’na verdiğiniz sözleri çok da ciddiye almayın.
Onlar uluslararası bir konsorsiyum;
nasıl olsa dünyanın her yerinde
başlarının çaresine bakabilirler.

Siz yeter ki
Amasya’nın geleceğinden vazgeçmeyin.
Çünkü oteller yapılır,
yıkılır,
yenileri yapılır.
Ama bir şehrin kaybettiği yeşili
geri getirmek kolay değildir.
Bir ağacı büyütmek yıllar alır.
Bir parkı yaşatmak kuşaklar ister.
Hele ki bir şehre
nefes kazandırmak,
sadece bugünün değil
yarının sorumluluğudur.

Son olarak da:
Amasya, hava kirliliği açısından
81 il arasında yedinci sırada.
Bu rakamı yalnızca bir istatistik olarak görmeyelim.
Bu, şehrin bize gönderdiği
sessiz bir yardım çağrısıdır.
Demek ki Amasya’nın
daha çok ağaca,
daha çok yeşile,
daha çok parka,
daha çok oksijene ihtiyacı var.
Öyleyse lütfen,
talebimi bir dilekçe değil,
bir acil çağrı olarak kabul ediniz.
Amasya’nın ihtiyacı
biraz daha beton değil;
biraz daha gökyüzü,
biraz daha yeşil,
biraz daha nefes…
Saygılarımla.

Macit CÜNÜNOĞLU
5 Nisan 2022

Hiç yorum yok:

4-G’NİN GENÇLERİ

1965…  Tokat Öğretmen Okulu. 4-G şubesi; öğretmenliğe ilk adım, ilk heyecan, ilk düşler… Bir fotoğrafa sığmış koca bir gençlik. Omuz omuza v...