Bir şehir değil yalnızca,
ömrümün ilk nefesi senin koynunda açtı gözlerini.
Çocukluğum senin sokaklarında büyüdü,
gençliğim akşamlarına tutundu.
Ah Amasya…
Bir başka sevilir sende gökyüzü,
bir başka akar zaman.
Sabahın serinliği düşer dağlarından,
akşam olunca eski bir türkü çöker yamaçlarına.
Yeşilırmak öğretmendi bana;
akıntısında cesareti öğrendim,
serinliğinde sabrı.
Kimi zaman suya bıraktığım hayâllerim,
bir çocuk yüreğiyle uzaklara yüzdü.
Bağların vardı…
Toprak kokan elleriyle insanı büyüten,
üzüm salkımlarında bereket saklayan.
Toprağın anam gibi sıcak,
rüzgârın baba nasihati kadar içtendi.
Sen tarihtin biraz da;
taşına dokunsam geçmiş konuşurdu.
Kalende bir direniş,
dar sokaklarında nice
ömürlerin izi.
Medeniyet dediğin, sende sessizce kök salardı.
Ben senden öğrendim memleket sevmeyi;
bir ağaca selam vermeyi,
komşunun derdini kendi derdi bilmeyi.
Belki çok şehir gördüm,
çok kapıdan girdim çıktım ama
hiçbiri senin gibi “hoş geldin” demedi yüreğime.
Ah Amasya…
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin
dönüp çocukluğunu arıyor bir gün.
Ben çocukluğumu sende bıraktım;
biraz ırmak kıyısında,
biraz bağ bozumu akşamında,
biraz da içimde hiç dinmeyen memleket özleminde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder