22 Mayıs 2026

İÇİMDEKİ DÜNYA

Bir ülke düşünür insan bazen,
adını söylerken bile boğazında 
bir düğüm büyür.
Sabah olur, gün ışır güya,
ama güneş bile isteksiz doğar çatılara.

Pencereler açılır açılmasına da
kimsenin içine temiz bir hava dolmaz artık.
Sanki gökyüzü yorulmuştur,
kuşlar bile alçaktan uçar.

Hukuk, eski bir kitabın
tozlu sayfalarında unutulmuş bir kelime gibidir.
Adalet, herkesin dilinde
ama kimsenin avucuna değmeyen bir yağmur.

İnsan konuşmaktan çok susmayı öğrenir böyle zamanlarda,
çünkü bazı sessizlikler
çığlıktan daha ağırdır.

Ve mutsuzluk…
Öyle gelip geçici bir misafir değildir.
Bir sandalye çeker evine,
akşam sofralarına oturur seninle.
Çayın soğur fark etmezsin,
haberler akar ekrandan
ama hiçbir cümle geleceğe benzemez.

Bir zamanlar umut dediğin şey
sabah erkenden kapını çalan bir dosttu.
Şimdi gecikmiş trenler gibi
gelip gelmeyeceği belli değil.
Takvimler değişiyor, mevsimler geçiyor,
ama insanın içindeki kış
aynı yerde bekliyor.

İçine kapanırsın sonra.
Kalabalıkların ortasında bile
kimseye görünmeden yürümeyi öğrenirsin.
Bir şehrin en gürültülü caddesinde
sessiz bir gölgeye dönüşür insan.
Konuşsan anlaşılmayacakmış gibi,
susunca eksilecekmiş gibi…

İşte tam da böyle vakitlerde
kapıyı usulca sanat çalar.
Bir şiirin içinden geçerken
kendini yeniden duyarsın.
Bir kemanın kırık sesi
kalbinin pasını söker.
Eski bir film,
unuttuğun duyguları getirir önüne.
Bir türkü vardır bazen,
insanın omzuna başını koyup ağlar sanki.
Bir ressamın yarım bıraktığı gökyüzünde
kendini tamamlarsın.
Bir romanın arasında
kaybettiğin cesareti bulursun.

Çünkü sanat,
yalnızca güzellik değildir.
Bir sığınaktır biraz da.
İnsan kırıldığında içine girdiği,
yaralarını saklamadan durabildiği bir yer.

Belki dünya değişmez hemen,
belki sabah yine ağır gelir,
belki haberler yine içini daraltır.
Ama bir şiir düşer masanın üstüne,
bir şarkı başlar ansızın,
ve insan bütün karanlığına rağmen
bir gün daha dayanmanın yolunu bulur.
Çünkü bazen
umut büyük meydanlarda değil,
bir dizenin tenha yalnızlığında yaşar.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

BORABOY YOLUNDA

Haziran omzuma elini koydu sessizce. Bir çağrı düştü içime eski dostların sesi gibi: “Haydi Boraboy’a…” Çünkü insan bazen şehirlerden değil,...