25 Nisan 2026

YÜZLEŞME

Şükürler olsun,
24 Nisan da geçti,
bir takvim yaprağı gibi değil,
boğazda düğümlenen  bir kelime gibi.

Ama ben
yüzümü başka bir zamana çeviriyorum,
Amasya’ya.
Dar sokaklarında
taş duvarlara yaslanmış çocukluğum,
bir kapı aralığında
Ermeni komşumuzun sesi:
“Gel evladım, sıcak çörek var…”

Adını hatırlıyorum,
sesini daha çok.
Bir bayram sabahı gibi gülümserdi,
bizim bayramımıza da katılırdı
kendi sessizliğiyle.

Sonra bir gün
o kapı kapandı.
Ne göç dediler bize
ne sürgün,
sadece “yoklar artık” dediler.
Amasya’nın bir sokağı eksildi o gün,
bir fırının kokusu,
bir dilin ince kırılması.

Ermeni dostlarım soruyor hâlâ:
“İnsan üzülmez mi?”
Üzülür elbet,
ama bizde
üzüntü bile yasaklı bir kelime gibi.
Çünkü biz
unutmayı öğrettik kendimize,
hatırlayanı dışladık,
soranı susturduk.

Ermeni dedik
oysa komşuydu.
Rum dedik
oysa birlikte denize bakmıştık.
Süryani dedik
oysa aynı duaya benzer suskunlukları vardı.
Sonra döndük
aynaya bakmamayı öğrendik.

Amasya hâlâ yerinde,
Yeşilırmak akıyor ağır ağır,
ama bir şey eksik,
adını koyamadığımız bir boşluk.

Ve ben,
o boşluğun içinden konuşuyorum:
Ne yüzleştik,
ne de affedilmeyi istedik.
Oysa
bir kapıyı çalıp
“komşu, çay koy” demekle
başlayacaktı her şey.
Ama biz
o kapıyı çoktan
zamana kilitledik...
Ve zaman su gibi akıp gidiyor...
İçimde bir sızı bir hasret, 
gözlerim nemli geçmişte hâlâ kayboluyorum.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

ARTIK SIKILMADIK MI?

Bugün kızım Sıla sayfamızın konuğu; Hıdırellez esintilerini paylaşmış, umarım ilginizi çeker. Bugün Hıdırellez.  Ritüellerin arasında bırakm...