Hafta sonu yine geldi,
günler günleri kovalıyor usul usul.
Saatler değil de sanki ömür akıyor,
avuçlarımızdan sessizce.
Dur demek mümkün değil zamana,
ne fren tutuyor ne söz geçiyor.
İnsan en çok da
yetişemediğine yanıyor.
Ev dediğin bir sığınak bazen,
bazen de daralan bir duvar.
Kapı çalınmaz olmuş eskisi gibi,
sesler ekranlardan ibaret artık.
Haberler…
Açsan dert, kapatsan merak.
Dün dünden ağır,
yarın ise meçhul bir sokak.
Yaş yetmiş altı,
yorgunluk biraz da buradan.
Beklemek ayrı bir imtihan,
sesimi duyan var mı uzaktan?
Sitem büyüyor içimde,
ama bağıracak hâlim yok.
Bazı şeyler vardır ya,
ne yutulur ne de anlatılır çok.
Öğretmenler geliyor aklıma,
ışık taşıyan insanlar…
Onlar karanlıkta kalırsa
kim tutacak yarınları ayakta?
Memleket dediğin
iki ucu keskin bir bıçak gibi:
Tutsan elini keser,
bıraksan içini.
Yoruldum, evet…
Bunu inkâr edecek değilim.
Ama içimde bir yer var hâlâ,
inatla “devam” diyen.
Belki safça, belki inatla…
Ama yine de inanıyorum:
Bir gün,
güzel günler
yorgun kalplere de uğrayacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder