09 Nisan 2026

AMASYA PORTRESİ

Hafta sonu yine geldi,
günler günleri kovalıyor 
usul usul.
Saatler değil de sanki 
ömür akıyor,
avuçlarımızdan sessizce
Yeşilırmak gibi,
ağır ağır, sabırla,
bildiği yoldan şaşmadan.

Dur demek mümkün değil zamana,
ne fren tutuyor ne söz geçiyor.
İnsan en çok da
yetişemediğine yanıyor,
sanki Amasya Garı’nda
kaçırılmış bir trenin ardından
uzun uzun bakar gibi.

Ev dediğin bir sığınak bazen,
bazen daralan bir duvar.
Kapılar eskisi gibi çalınmaz artık,
ne komşu sesi ne bir “buyur” çağrısı…
Oysa hatırlıyorum
Hazeranlar Konağı’nın gölgesinde
kapılar yarı açık olurdu,
insan insana yakındı.

Haberler…
Açsan dert, kapatsan merak.
Dün dünden ağır,
yarın meçhul bir sokak.
Benim yarınım bazen
Yalıboyu evlerinin önünden geçer,
bir çocuk sesine takılır kalır.

Yaş yetmiş altı…
Yorgunluk biraz da buradan.
Beklemek ayrı bir imtihan,
belki bir gün
Ferhat ile Şirin’in dağına bakar gibi
sabretmeyi yeniden öğrenirim.
Sitem büyüyor içimde,
ama bağıracak hâlim yok.
Bazı şeyler vardır ya,
ne yutulur ne de anlatılır çok,
tıpkı akşam ezanında
Beyazıt Camii’nden yükselen
o tanıdık hüzün gibi.

Öğretmenler geliyor aklıma,
ışık taşıyan insanlar…
Bir zamanlar o ışık
Amasya sokaklarına düşerdi,
şimdi gölgeler uzamış sanki
ya da biz geç kaldık.

Memleket dediğin
iki ucu keskin bir bıçak gibi:
Tutsan elini keser,
bıraksan içini.
Benimkisi biraz da
Amasya’da kalmış bir kalp,
yarısı burada,
yarısı çok eskide.

Yoruldum, evet…
Bunu inkâr edecek değilim.
Ama içimde bir yer var hâlâ,
inatla “devam” diyen
belki bir gün
Yeşilırmak kıyısında bir banka oturur gibi
kendimle barışırım diye.

Belki safça, belki inatla…
Ama yine de inanıyorum:
Bir gün,
akşamüstü Amasya ışığında
taş duvarlara vurur gibi
yumuşak ve güzel
günler uğrayacak
yorgun kalplere de.

Macit CÜNÜNOĞLU

Hiç yorum yok:

ARTIK SIKILMADIK MI?

Bugün kızım Sıla sayfamızın konuğu; Hıdırellez esintilerini paylaşmış, umarım ilginizi çeker. Bugün Hıdırellez.  Ritüellerin arasında bırakm...